ayse kulin bant
Menüler

YAZILARIM

Ayşe Kulin’in Ramanis Cumhuriyeti

Tarih: Eki 23, 2015

Ayşe Kulin’in Ramanis Cumhuriyeti

Radikal Kitap’ta bugün yayınlanan Aslı Tohumcu’nun kaleme aldığı yeni kitabım ‘Tutsak Güneş’ hakkındaki yazıyı sizlerle...

devamını oku

Korkularımı kaleme aldığım bir roman bu

Tarih: Eki 20, 2015

Korkularımı kaleme aldığım bir roman bu

Milliyet Gazetesi’nde bugün yayınlanan Özge Kara ile yeni kitabım hakkında yaptığım röportajı sizlerle paylaşıyorum....

devamını oku

YETER

Tarih: Eyl 14, 2015

YETER

Leyla Zana’nın yıllar önce Meclis binasından çıkarken tutuklanıp, kelepçelenerek götürülmesi üzerine, içim o kadar taşmıştı ki, mutlaka bir şey yapmak istemiştim. Köşem yoktu, yazı yazamadım. Ama bir yayıncım vardı, yazdıklarımı yayınlayacak, hayatını kaleme almayı denedim. Ona ulaşamadım. Ben de ondan aldığım ilhamla, kendi Leyla’mı yarattım ve Türk’lerle Kürt’lerin kardeşliğini vurgulayacak, barışını haykıracak bir roman yazdım, on yıl önce. Adı BİR GÜN’dü. Romanım taraf tutmuyor, hem bizim hem de onların yaptığı hatalara ayna tutuyordu. Bu yüzden ne Türkler sevdi o romanı ne de Kürtler. Ne gam, çünkü roman şu satırlarla bitiyordu. “Biz, aynı toprağın çocukları, bulacağız bir çözüm. Belki bu gün değil, yarın değil ama bir gün…Lütfen…Yakında bir gün. Artık sarılsın bu yara!”   Bu gün Leyla Zana’ın söylediklerini okuyunca, içim taştı, yine. Neyse ki şimdi ‘konuk yazarı’ olarak, içimi dökeceğim bir köşem var…da çok lafa gücüm yok!   Diyeceğim sadece şu: Tükiyenin bütün kadınları, diliniz, dininiz, mezhebiniz, meşrebiniz ne olursa olsun, tek bir gaye etrafında birleşin! Leyla Zana’nın elini tutun. Ne çocuklarımız ölsün, ne de biz ölelim defalarca…Kim olurlarsa olsunlar, gelin utandıralım gençlerimizin üzerinden siyaset yapanları, rant elde edenleri, güç kazananları. Biz, Türkiyenin bütün kadınları, tek yürek olalım, bitirelim bu kavgayı. Kürt’ü tanımayan, Türk’ü tanımayan erkeklerimizi, delikanlı çocuklarımızı, arkadaşlarımızı, komşularımızı dinlemeyelim, sevmeyelim, onlara yemek pişirmeyelim, onlarla konuşmayalım, onlarla sevişmeyelim. Elimizden şiddetin dışında ne geliyorsa, ardımıza koymayalım. Leyla Zana, bayrağımız olsun, gelin hepimiz peşine düşelim, dediğini bir ağızdan tekrar edelim. Artık, sarılsın bu yara! Bu anlamsız kavga bitsin! Dökülen kan, çekilen acı YETER!...

devamını oku

Kedilerin bile uslu durduğu kutlu gün

Tarih: Haz 23, 2015

Kedilerin bile uslu durduğu kutlu gün

Güzel ülkemin insanları, çoğu zaman yaptıkları gibi yine bir ders verdiler aşırıya kaçanlara, nobranlığa, zorbalığa yönelenlere, Hukuk’a reklam arası verenlere, kafalarına göre resmi tarih yazmaya kalkanlara. Ve başkanlık tartışmalarına son verdiler! Bir şey daha yaptılar ki, bence hepsinden önemliydi; kardeş kavgasını bitirip nihayet ülkeme huzuru getirdiler; üstelik, hiçbir demokratik rejimde görülmeyen yüzde 10 barajına rağmen! Böyle olduğuna inanmak istiyorum. Çünkü ben, Leyla Zana’nın TBMM’den kelepçelenerek götürülmesi vahametinden sonra, 2005 yılında, BİR GÜN adını verdiğim bir roman yazmıştım. Sadece tek bir amacım vardı; Türk ve Kürt halklarının silahı bırakıp kardeşçe yaşamaları. O gün bu gündür, dün geceyi bekliyordum. BİR GÜN, şu satırlarla bitiyordu: “…biliyorum, iliklerimde hissediyorum bunu; Zelha’nın da söylediği gibi, çözüm biziz. Yürekli olduğumuz takdirde, Zelha’lar, Fatma’lar, Suna’lar, Berfin’ler, Leyla’lar, Emine’ler; Biz iç içe büyüyen, iç içe yaşayan, birbirine benzeyen, kavgacı, hırçın ve inatçı, şefkatli, sevecen ve yürekli, sonsuz verici ve can alıcı, gözü kara, kurnaz, hain, aynı anda çileli, masum ve çocuksu biz! Biz, aynı toprağın çocukları……. …..Dua ediyorum içimden, Allahım, beni Zelha’dan ayırma, beni kız kardeşimden hiç ayırma. Ne demek istediğimi anlıyorsun, değil mi Tanrım! Artık sarılsın bu yara, belki bu gün değil, yarın değil ama bir gün. Lütfen, yakında bir gün!” İşte, o bir gün, nihayet 7 Haziran gecesi geldi! Yaralarımızı sarmayı başardık. Dilerim bir daha asla yaralamayız birbirimizi. Dilerim yaşadığım sürece, çoğu zaman elimde patlamış olan iyi niyetim, bu kez hayal kırıklığına uğratmaz beni de, sonsuza dek sürer. 7 Haziran 2015 gecesinin birlik, beraberlik ve bayram havası, ülkemin kalıcı iklimi olur. Çözüm sürecini başlatmayı göze aldığı halde, sonucuna sevinemeyen kişi de başını ellerinin arasına alır, bir iç muhasebe yapar, nerede hata yaptığına dair. Hatadan dönmek de bir meziyettir, sonuçta! Ve dilerim, 7 Haziran seçimleri, siyasi tarihimize, yediden yetmişe bu ülkede yaşayanların ders almayı, birlik olmayı, demokrasiyi baş tacı etmeyi, dini siyasete alet etmenin hayır getirmeyeceğini öğrendikleri gün olarak geçer! Kedilerin bile uslu durmayı başardıkları, kutlu bir gün,...

devamını oku

En etkili hatip üslubuyla eyy imam nikâhı

Tarih: Haz 23, 2015

En etkili hatip üslubuyla eyy imam nikâhı

İmam nikâhı, dünyaya hayırlı evlatlar da vermek üzere birlikte yaşama kararı alan bir erkekle kadının kuracağı yuvanın, bir imam aracılığı ile ilan edilmesi ve manevi açıdan Allah katında kutsanmasıdır. Dini hassasiyeti olanlar imam nikâhını asla ihmal etmezler, etmemeliler. Bu nikâh, erkeğin arzu ettiği kız veya kadınla, cinsel birlikteliğine değil, sadece evlilik kurumuna şahitlik eder. Cinsel birliktelik, çağımızda yetişkin ve bekâr kişiler arasında karşılıklı rıza yoluyla zaten gerçekleşmektedir ki, burada imamın onayına ve kutsamasına gerek yoktur. Ey kızlar: Sakın Anayasa Mahkemesi’nin İmam Nikâhı Kararı’nı hayrınıza sanmayın. 15 yaşınıza kadar sizi okulda tutması gereken eğitim süreci aynı amaçla 4+4+4 yapılmış olduğundan, bu karar ile, yaşınız on dahi olsa, âdet gördüğünüz günün ertesi, kötü niyetli akrabalar, başlık parası karşılığı sizi yaşlı başlı, çoluklu çocuklu bir adama satabilir. Henüz gelişmemiz bedeniniz ve ruhunuz derin yaralar alır. İmam nikâhlı kocanızın ölümü halinde, resmi nikâhınız yoksa, elinizde avucunuzda ancak acılarınız kalır. Ey kadınlar: Sakın Anayasa Mahkemesi’nin İmam Nikâhı Kararı’nı hayrınıza sanmayın. Bu kararın kaldırılmasını talep etmiş olanların maksadı, siz kadınları gönüllerince kullanabilmektir. İmam nikâhı ile eş haklarından yararlanamaz, üzerinize kuma gelirse boşanma davası açıp, tazminat talep edemezsiniz. Kocanız sandığınız kişi, “Sen kimsin be!” dediğinde, işiniz biter. Hayatınına kıydığınız kızlar Ey nikâh kıyma yetkisi olan imamlar, hocalar: Sakın Anayasa Mahkemesi’nin İmam Nikâhı Kararı’nı hayrınıza sanmayın. Nefsi kabaran erkeklerin arzusunu tatmin için kıyacağınız her nikâhla, hayatına kıydığınız kızcağızın eli, öbür dünyada yakanızda olur. Ve Yüce Rab size sormaz mı: “Ey İmam Kulum, ben sana bu yetkiyi, şımarık erkeklerin arzularını yerine getiresin diye mi verdim? Ben kitabımda kadınlara nasıl davranılacağını yazmadım mı, zamanın şartlarına uyun, demedim mi? 2015 yılının Türkiye’sinde, erkekler nikâhlarına aldıkları çok sayıda kadınlara, maddi ve manevi anlamda eşit davranamayacaklarına, zamanın şartları ise resmi nikâh talep ettiğine göre; sen ne yaptın?” demez mi? Ey Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı bağlayan 12 üyesi: Bu kararınız, savunmasız kız çocuklarının, cahil ve çaresiz kadınların, nikâhsız dünyaya gelmiş kız-erkek tüm evlatların hayrına mı oldu yoksa kadını ezmeye, kullanmaya, köle etmeye alışık erkeklerin hayrına mı? Bu karar, 21. yüzyılın Türkiye’sine yakıştı mı? Bu kararla 1908 yılından beri ulaşmaya çalıştığımız muasır medeniyetler seviyesine mi çıktık, yoksa bir ölüm kalım savaşı sonucunda elde ettiğimiz kazanımlarımızdan bir tane daha mı heba ettik? Vicdanınız var ise, elinizi üzerine koyup, bu kararı bir kere daha...

devamını oku